Hala aynı tabutun içindeyim. Gözleri kapalı bedenime bakıyorum. Tabut tam önümde, ben öylece en sessiz halimi ve ağlayan annemi izliyorum. Ölüm ağırlığı bir hüzün çöküyor omuzlarıma. Çaresiz kendi yasımı tutuyorum. İçimden bir şeylerin kopup gittiğini biliyorum. Hissiz kollarımdan aşağı döküldüğünü...Ve şu an nasıl yaşamak istediğimi... Nasıl gözlerimi açmak istediğimi...
....
Üç beş yıl öncesine gidiyorum yine. Beyaz bir odada ameliyat masasındayım. Doktorun ağzından çıkan her kelime hecelerine, her hece saliselik ses parçalarına bölünüyor. Buz gibi mimiklerini ağır çekimde sezebiliyorum ya da sezebildiğimi sanıyorum. Güzel şeyleri düşün diyor, seni mutlu eden şeyleri. Gözlerimi kapatıyorum.
....
Soğuk bir koridora giriyorum. Bu seferki öyle soğuk ki kafamdan geçen ne var ne yoksa donuveriyor. Yalnızım. Korkuyorum. Koridor sağa kıvrılıyor. Elim mahkum takip ediyorum. Hastabakıcının biri geçiyor yanımdan hastayatağını ittire ittire. Hasta beyaz örtüyle örtülmüş. Bembeyaz. Ayakları dışarıda kalmış yalnız. Sol ayağına iliştirilmiş bir kağıt parçası. Bana dokunmadan geçip gitsinler diye bütün gücümle duvara yaslanıyorum. Korkuyorum. Çok.
....
Eski okulumdayım. Öğle arası. Arka kapı açık nasıl olduysa. Bahçeye çıkıyorum. Neden orada olduğunu hiç çözemediğim kaldırımın üstünden atlıyorum. İşte şimdi sahadayım. Eski demir kalenin olduğu yere doğru yürüyorum. Tek başıma. Korkuyorum. İçime o his geliyor yine, yıllar öncesinden bildiğim. Kontrolsüz titriyorum. Hırkayla çıkmışım yine, önüm açık. Üşüyorum. Çok.
....
Bağırmak istiyorum. Kremaya bulanmış ellerinden tutuyorum annemin.
Burdayım!
....
Gözlerimi kapıyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder